2 Mart 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olması

14. Hukuk Dairesi         2017/4768 E.  ,  2017/8659 K.

Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.

“İçtihat Metni”



Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 08.11.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.08.2014 günlü hükmün Yargıtayca, incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle, dosyada görülen eksiklik nedeniyle evrak mahalline iade edilmiştir. Anılan eksikliğin giderilmesinden sonra dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, 117 ada 179 parsel ve 130 ada 14 parsel sayılı taşınmazda ortaklığın satış suretiyle giderilmesini dava ve talep etmiştir.
Bir kısım davalılar vekili dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti hususunda dava açtıklarını muhdesatların kök muris ölü ait olduğunun tespitine karar verildiğini, bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 130 ada 14 parsel, 117 ada 179 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, bulunan 130 Ada 14 ( eski 389 ) parsel sayılı taşınmazdaki fındık ağaçlarının ve 117 Ada 179 ( eski 208 ) parsel sayılı taşınmazın üzerindeki 68 adet fındık ağacı, 5 adet ceviz ağacının ölü Kimlik Numaralı tarafından yaptırıldığının Mahkemesi’nin 2012/16 Esas 2013/1026 Karar sayılı ilamı kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmazlar üzerindeki muktesadlardan elde edilecek gelirin ölü mirasçılarına verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre bir kısım davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Bir kısım davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; Karar sayılı dosyasında 130 ada 14 parsel sayılı taşınmazlardaki fındık ağaçlarının ve 117 ada 179 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 68 adet fındık ağacı 5 adet ceviz ağacının mülkiyetinin ölü Halil Eren’e ait olduğunun tespitine, bu hususların beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiş, bu karar 15.05.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemece infaza tereddüt oluşturacak şekilde 130 Ada 14 ( eski 389 ) parsel sayılı taşınmazdaki fındık ağaçlarının ve 117 Ada 179 ( eski 208 ) parsel sayılı taşınmazın üzerindeki 68 adet fındık ağacı, 5 adet ceviz ağacının ölü tarafından yaptırıldığının Mahkemesi’nin 2012/16 Esas 2013/1026 Karar sayılı ilamı kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından dava konusu taşınmazlar üzerindeki muktesadlardan elde edilecek gelirin ölü mirasçılarına verilmesine karar verilmiş, ancak yukarıda belirtildiği şekilde muhdesat oranlaması yaptırılmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken yeniden keşif yaparak bilirkişiye dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit ettirilerek, bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle tespit ettirilmeli satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar dikkate alınarak yapılmalı, muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılmalıdır.
Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden karar bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece usulüne uygun olarak hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt oluşturacak biçimde yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.