18 Temmuz 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

Paydaşlardan birinin satıştan önce ölmesi halinde onun mirasçılarına satış ilanının tebliği

Hukuk Genel Kurulu 2014/816 E. , 2016/439 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki “ihalenin feshi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Menemen İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin kabulüne dair verilen 06.12.2012 gün ve 2012/72 E., 2012/151 K. sayılı kararın incelenmesi davalı (borçlu) … vekili ve davalı (alacaklı) … vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 28/03/2013 gün ve 2013/4435 E.-2013/11877 K. sayılı ilamı ile;
(…Alacaklı Maliye Bakanlığı’nın sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
6183 sayılı Kanun’un 93/son maddesine göre, satış ilanının birer örneği borçluya, vekil veya mümessiline ve taşınmazın tapu sicilinde hakkı kayıtlı bulunanlardan adresi belli olanlara tebliğ olunur.
Somut olayda, ihalenin feshini talep eden şikayetçi, takip borçlusu olmayıp ihalesi yapılan taşınmazın tapuda kayıtlı görünen hissedarının mirasçısı olup, adı geçenin ancak tapuda kayıtlı bir adresinin bulunması halinde kendisine satış ilanı tebligatı yapılması gerekecektir. Aksi halde adı geçene tebligat yapılmaması ihalenin feshi sonucunu doğurmaz.
O halde mahkemece, satış kararının verildiği tarihten önce şikayetçinin tapu sicilinde kayıtlı adresinin bulunup bulunmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir…)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 6183 sayılı Kanun’un 99.maddesi uyarınca ihalenin feshi istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin babasının da hissedarı olduğu 6 parsel sayılı taşınmazda …’na ait hissenin, Vergi Dairesine olan borcundan dolayı haczedildiğini ve 04/04/2012 tarihinde davalı … Eraslan’a satıldığını, yapılan ihalenin geçerli olmadığını ve iptalinin gerektiğini zira tebligatların usulüne uygun yapılmadığını, ………………….. Budak’ın 1975 yılında vefat etmesine karşın, muris adına tebligat çıkartıldığını ve yapılan tebligatın ………………… Budak tarafından alındığını, tapuda hissedar görünen murisin ikametgahında …’ın oturduğunu, ancak Enver’e yapılan tebligatın bulunmadığını, borçlu Menemen Belediyesi’nin kendisine ait gayrimenkulü varken dava konusu hisseli taşınmazın satışa çıkartılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla; ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; idarenin taraf ehliyetinin ve tüzel kişiliğinin bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, yine taşınmazın hissedarlarından …………………. Budak’ın adresine gönderilen satış ilanının, gelini …………. Budak’a tebliğ edildiğini, kaldı ki davacının, yasada öngörülen taraflardan biri olmadığını ve davacının sözkonusu davayı açmakta bir yararının bulunmadığını, 6183 sayılı kanunun 93. maddesine göre borçluya veya vekil ya da mümessiline satış ilanı tebliğinin zorunlu olduğunu, yapılacak tebliğlerde 213 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını, gayrimenkul satış ilanının, gayrimenkulün tapu sicilinde hakkı kayıtlı bulunanların sicildeki adreslerine tebliğ edilebileceğini, tebligat yapılamaması halinde gayrimenkul satış ilanının, tapu kaydında adresi bulunmayan ilgililer ile tapu kaydında ad ve adresleri geçip de tebliğ edilemeyen ilgililere de tebliğ yerine geçebileceğini, yine satış ilanının … adına ………… Güneri’ye 28/02/2012 tarihinde tebliğ edildiğini, zira gayrimenkul satış komisyonunda Menemen Belediyesinin encümen üyesi ………………… Dönmez’in de yer aldığını, belediye adına usulüne uygun tebligat yapılmamış olsa dahi, tebligat nedeniyle ihalenin feshini isteme yetkisinin sadece …’na ait olduğunu, davacının bu hususu ileri sürerek ihalenin feshini istemekte hukuki yararının bulunmadığını savunmuştur.
Davalı … vekili; davacının, usulsüzlüğe ilişkin iddiasının doğru olmadığını, müvekkil belediyenin hasım gösterilmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini ifade etmiştir.
Davalı … adına usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmiş, ancak davalı duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi de ibraz etmemiştir.
Mahkemece; 6183 sayılı Kanun’un 99. maddesi gereğince ihalenin feshi talebinin, taşınmazın bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde şikayet yolu ile yapılması gerektiği, Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 02/03/2010 tarih 2010/2525 esas 2010/4693 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi İİK’nın 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında satış ilanının bir örneğinin borçluya tebliğ edilmesinin gerekeceği, hissedar murisin satış ilanının tebliğ tarihi itibariyle ölü olduğunun anlaşılması halinde ihaleye ilişkin satış ilanının ilgililere tebliğinin sağlanmasının zorunlu olduğu, buna göre yasal prosedür tamamlanmadan yapılan ihalenin usulsüz olacağı ve feshinin gerekeceği, somut olayda, dava konusu taşınmazın hissedarı olan muris……….’ın 1975 yılında vefat ettiği, …’nin 2002/5 esas sayılı satış dosyasının incelenmesinde ise, muris………. adına çıkartılan tebligatın 28/02/2012 tarihinde gelini ……………. Budak’a tebliğ edildiği, bu hali ile yapılan tebligatın usulsüz olduğu, mirasçıların belirlenip tebligatlar yapıldıktan sonra satışın gerçekleştirilmesinin gerektiği gerekçesiyle şikayetin kabulüne ve ihalenin feshine karar verilmiştir.
Davalı (borçlu) … vekili ve davalı (alacaklı) … vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece; şikayetçinin takip borçlusu olmadığı, ihalesi yapılan taşınmazın tapuda kayıtlı görünen hissedarı ………….’ın mirasçısı olduğu, Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 25/05/2010 tarih 2010/720 E – 2010/12655 K sayılı ilamında süreklilik kazanan içtihatlarına göre paydaşlardan birinin satıştan önce ölmesi halinde onun mirasçılarına satış ilanının tebliğinin şart olduğu, muris …………..’ın satıştan çok önce 22/07/1975 tarihinde vefat ettiği, Tapu Müdürlüğü’nden gelen 06/11/2012 tarihli yazıda murisin tapuda kayıtlı adresinin ”Mutaf Sk. No:17 Menemen/İZMİR” olduğunun bildirildiği, tebligatın tapuda kayıtlı olan bu adrese yapılması gerektiği, Menemen Vergi Dairesinin 2002/5 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; muris ………… adına çıkartılan tebligatın tapuda kayıtlı olan adresine değil ”Kasımpaşa Mah. Karanfil Sk. No:9/1 Menemen/İZMİR” adresine çıkartıldığı ve gelini ……………… Budak’a tebliğ edildiği, dolayısıyla muris adına çıkartılan tebligatın usulsüz olduğu, bu durumda murisin mirasçılarının tespit edilerek satıştan haberdar edilmelerinin gerektiği, mirasçılara tebligat yapılmamasının başlı başına ihalenin feshi nedeni olduğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararını davalı (borçlu) … vekili ve davalı (alacaklı) … vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takip borçlusu olmayan, ancak ihalesi yapılan taşınmazda hissedar olan ve satış ilanının tebliği tarihinde ölü olduğu anlaşılan muris ……………. mirasçısı şikayetçi (3.kişi) Enver adına satış ilanı tebligatının yapılabilmesinin ve satıştan haberdar edilebilmesinin, satış kararının verildiği tarihten önce tapuya kayıtlı bir adresinin bulunması şartına bağlı olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre de, şikayetçi Enver’e (3.kişi) tebligat yapılmamasının ihalenin feshine neden olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun “Gayrimenkul satışında ilan” başlıklı 93.maddesi;
“Alacaklı tahsil dairesi gayrimenkul satışını, artırma tarihinden en az 15 gün önce başlamak şartiyle ilan eder. İlanların yer, müddet ve şekillerine ait umumi esaslar Maliye Vekaletince tayin olunur.
İlanda, satışın yapılacağı yer, gün, saat ve satılacak gayrimenkulün durumu ile vasıfları gösterilir.
İlanın birer örneği, borçluya, vekil veya mümessiline ve gayrimenkulün tapu sicilinde hakkı kayıtlı bulunanlardan adresi belli olanlara tebliğ olunur.”
Hükmünü içermektedir.
Aynı Kanunun “İhalenin neticesi fesih ve tescil” başlıklı 99.maddesi ise;
“Satış komisyonu tarafından gayrimenkul kendisine ihale edilen alıcı o gayrimenkulün mülkiyetini iktisap etmiş olur. İhalenin feshi gayrimenkulün bulunduğu yerin icra tetkik merciinden şikayet yoliyle istenebilir. İhalenin ilgililere tebliği tarihi şikayet için muayyen olan 7 günlük müddete başlangıç sayılır. Tetkik merciinin vereceği karar 10 gün içinde temyiz olunabilir. Temyiz talebini Temyiz İcra ve İflas Dairesi tetkik eder. İhale edilen malın değeri 50.000 Yeni Türk Lirasını aştığı takdirde murafaa istenebilir. İhalenin feshi veya kaydın tashihi hakkında başkaca mahkemeye veya idari kaza mercilerine müracaat olunamaz. Tescil için tapu dairesine yapılacak tebligat şikayet için muayyen müddetin geçmesinden ve eğer şikayet edilmişse şikayetin intacından sonra yapılır.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
Yine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Ayrıca Tebliğler” başlıklı 127.maddesi;
“İlanın birer sureti borçluya ve alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan ilgililerinin tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması hâlinde, varsa adres kayıt sistemindeki adresleri tebligat adresleri olarak kabul edilir. Bunların dışında ayrıca adres tahkiki yapılmaz, gazetede veya elektronik ortamda yapılan satış ilanı tebligat yerine geçer.”
Hükmünü getirmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un ve 2004 sayılı İİK’nın madde metinleri dikkate alındığında, her iki madde arasındaki fark şudur:
Satış ilanının, 6183 sayılı Kanun’un 99.maddesi uyarınca yapılması durumunda, aynı kanunun 93.maddesi hükmü de dikkate alınarak ilanın bir örneğinin, gayrimenkulün tapu sicilinde hakkı kayıtlı bulunanlardan ancak adresi belli olanlara yapılır. Bunun dışında adres araştırması yapılması zorunluluğu yoktur. Satış ilanının, İcra İflas Kanunu’nun 127. maddesi uyarınca yapılması durumunda ise öncelikle tapu sicilindeki kayıtlı adrese bakılır ve tebligat bu adrese yapılır, tapuda kayıtlı adresin bulunmadığı durumda ise kayıt sistemindeki adres, tebligat adresi kabul edilir. Yani İİK hükümlerine göre yapılan satış ilanında, tapu sicilinde kayıtlı adresin olmaması durumunda kayıt sistemindeki adrese tebligat yapılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı (borçlu) …’nın borcu nedeniyle, aynı taşınmazda hissedar olan ve 22.07.1975 tarihinde vefat eden murisi ………………….. adına ”Kasımpaşa Mah. Karanfil Sk. No:9/1 Menemen/İZMİR” adresine tebligat yapıldığı ve bu yönüyle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun “adresi belli olanlara” şeklindeki düzenlemeyi içeren 93. maddesine yönelik tebligat şartının yerine getirildiği anlaşılmaktadır.
Yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, yerel mahkeme direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Hal böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı (borçlu) … vekili ve davalı (alacaklı) … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, 30.03.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi.