5 Mart 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

SIRA CETVELİNDE HACİZ TARİHİ

                            

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ

T.C. YARGITAY 6. Hukuk Dairesi KARAR ESAS NO : 2021/1499 KARAR NO : 2021/1566 ONAMA

Gayrimenkulun haczedildiğinin (şerh verilmek üzere) tapu sicil müdürlüğüne bildirilmesi, bir muhafaza tedbiridir. Bu nedenle, gayrimenkulün haczedildiğinin tapu sicil müdürlüğüne bildirilmemiş (ihmal edilmiş) olması haczin geçerliliğini etkilemez. Bu husus, gayrimenkulün mahallinde haczedilmiş (yani fiili haciz yapılmış) olması hali içindir. Uygulamada yapıldığı gibi, gayrimenkulün haczi için mahalline gidilmeyip, icra dairesince gayrimenkulün haczedildiğinin tapu sicil müdürlüğüne bildirilmesi ile yetinilirse, o zaman gayrimenkul haczi tapu siciline şerh verilmesi ile geçerlilik kazanır (tamamlanır). (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Üçüncü baskı, Cilt 1, sayfa: 651)
Somut olayda, bedeli paylaşıma konu borçluya ait taşınmazların haczinin fiilen yapılmayıp, kayden, yani tapu kaydına şerh verilmek suretiyle yapıldığı anlaşılmış olup, İİK’nın 91 ve TMK’nın 1010/2. maddeleri uyarınca, haczin hukuki sonuçlarını tapuya şerh tarihinde doğurduğunun, satış isteme sürelerinin de tapuya şerh tarihinden itibaren başladığının kabulü gerekir. TMK’nın 1010/2. maddesindeki, “Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.” hükmü uyarınca, taşınmazın tapu kaydı üzerine haciz uygulatan alacaklılar yönünden, taşınmazın tapu kaydı üzerindeki diğer haciz şerhleri bağlayıcı olacaktır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 15.04.2009 tarih ve 2715 E., 3131 K., 25.12.2008 tarih ve 7964 E., 12439 K., Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13.12.2013 tarih ve 7133 E., 8029 K. sayılı kararları da bu yöndedir. Aksinin kabulü halinde, sıra cetveli düzenlemekle görevli icra müdürlüklerince, 100. maddeye yarar bilgilerin sorulması yeterli olmayacak, tüm alacaklılara ait icra dosyalarının celbedilmesi ve her bir alacaklının dosyasında haciz taleplerinin kabul tarihlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerekecektir.

ŞİKAYETİN KONUSU :
Şikayet, haciz sıra cetveline ilişkindir.
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Şikayetçi vekili 16.01.2018 tarihli şikayet dilekçesinde; Konya 13. İcra Müdürlüğünün 2015/7722 E. sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde, şikayet olunanın alacaklı olduğu dosyaya, müvekkilinin alacaklı olduğu dosyadan önce yer verildiğini, şikayet olunanın alacaklı olduğu dosyada borçluya ait taşınmazlara 13.10.2015 tarihinde haciz konulduğunu, alacaklı tarafından, 07.11.2016 tarihinde satış talep edildiğini ve satış avansı yatırıldığını, haciz tarihi ile satış tarihi arasında bir yıldan fazla bir süre geçmiş olduğu için İİK 106 ve 110. maddeleri gereğince hacizlerin düştüğünü, haciz tarihi haczin talep edildiği tarih olup, haczin tapuya şerh verildiği tarihin haciz tarihi olarak kabul edilemeyeceğini, icra müdürlüğünce haczin tapuya şerh verildiği 09.11.2015 tarihinin esas alındığını, Konya 13. İcra Müdürlüğünün sıra cetvelini hazırlamaya etkisi olmadığını ileri sürerek, 09.01.2018 tarihli sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve şikayet etmiştir.
Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın alacaklı olduğu Konya 13. İcra Müdürlüğünün 2015/7722 E. sayılı dosyasında borçlunun taşınmazları üzerine 09.11.2015 tarihinde haciz şerhi işlendiğini, 03.11.2016 tarihinde satış talep ettiklerini ve aynı tarihte satış avansı yatırdıklarını, şikayetçinin itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, şikayetçinin bu iddiasının kabulü halinde tapu sicil müdürlüğüne şerh edilen hacizlerin hiçbir işlerliği kalmayacağını, yerleşmiş İçtihat kararlarına göre de tapu siciline kayıtlı taşınmazlarda haciz yazısının yazıldığı tarihin değil, haczin resmi sicile işlendiği tarihin esas alındığını, zira TMK’nın ilgili maddesine göre haczin geçerli olması ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için tapu siciline şerh verilmesi gerektiğini, şikayetçinin satış bedelinin sıra cetveli düzenlenmek üzere müvekkilinin alacaklı olduğu dosyaya gönderilmesine dair karara karşı herhangi bir şikayet yoluna başvurmadığını savunarak, şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için icra müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup haczin geçerliliği ve tamamlamış sayılması için ayrıca tapu sicil müdürlüğüne şerh verilmesinin yeterli olmadığı, tasarruf yetkisi kısıtlamalarının tapu kütüğüne şerh verilebileceğini hükme bağlayan TMK’nın 110. maddesinin son fıkrası uyarınca, haciz şerhi verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebileceği, tapuya işlenmesinin, haczin kurucu unsur olmayıp bildirici nitelik taşıdığı (Yargıtay 12.H.D.’nin 2016/16051 E., 2017/8674 K.), somut olayda, şikayet olunanın 01.10.2015 tarihli taşınmazların üzerine haciz şerhi konulmasını içeren talebine ilişkin icra müdürlüğünce 13.10.2015 tarihinde haciz kararı verildiği, tapu sicil müdürlüğü tarafından 09.11.2015 tarihinde haciz şerhinin verildiği, 03.11.2016 tarihinde satış talebinin kabulüne karar verildiği ve satış avansının 07.11.2016 tarihli makbuzla yatırıldığı, bu durumda 13.10.2015 olan haciz tarihinden itibaren bir yıl olan satış isteme süresinin geçmiş olduğu, taşınmazlar üzerindeki hacizlerin düşmüş olması sebebiyle icra müdürlüğünün bu hususu gözeterek sıra cetveli hazırlaması gerektiği belirtilerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Şikayet olunan vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek, yerel mahkeme ilamında da belirtildiği üzere TMK’nın 110. maddesi gereğince taşınmaz üzerinde yer alan haczin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için haciz işleminin tapuya şerh verilmesi gerektiğini, o halde taşınmaz üzerinde haczi bulunduğunu iddia eden bir kişinin bu iddiasının ispatının tek yolunun, işbu haczinin tapuya şerh edilmiş olması olduğunu, yerel mahkeme ilamı doğrultusunda İcra Müdürlüğü tarafından taşınmaz haciz talebinin kabulüne karar verilmesi halinin haczin yapıldığı tarih sayılması durumunda ilk olarak tapu sicil kütüğünün herhangi bir işlerliği kalmayacağını, bunun yanında cebri satış işlemlerinin çıkmaza sürüklenmiş olacağını, tüm kaydi haciz uygulamalarının suistimallere açık hale geleceğini, hacizlerin sıra cetveli düzenlenmesi aşamasında dikkate alınabilmesi için, tapu takyidatına şerh verilmesinin şart olduğunu, sıra cetvelini düzenlemekle yükümlü icra müdürlüğünce haciz alacaklılarının tespitinin mümkün olmayacağını belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR :
Taşınmaz hacizlerinin hangi tarihte gerçekleştiği, buna göre şikayet olunanın haczinin ayakta olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
Gayrimenkulun haczedildiğinin (şerh verilmek üzere) tapu sicil müdürlüğüne bildirilmesi, bir muhafaza tedbiridir. Bu nedenle, gayrimenkulün haczedildiğinin tapu sicil müdürlüğüne bildirilmemiş (ihmal edilmiş) olması haczin geçerliliğini etkilemez. Bu husus, gayrimenkulün mahallinde haczedilmiş (yani fiili haciz yapılmış) olması hali içindir. Uygulamada yapıldığı gibi, gayrimenkulün haczi için mahalline gidilmeyip, icra dairesince gayrimenkulün haczedildiğinin tapu sicil müdürlüğüne bildirilmesi ile yetinilirse, o zaman gayrimenkul haczi tapu siciline şerh verilmesi ile geçerlilik kazanır (tamamlanır). (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Üçüncü baskı, Cilt 1, sayfa: 651)
Somut olayda, bedeli paylaşıma konu borçluya ait taşınmazların haczinin fiilen yapılmayıp, kayden, yani tapu kaydına şerh verilmek suretiyle yapıldığı anlaşılmış olup, İİK’nın 91 ve TMK’nın 1010/2. maddeleri uyarınca, haczin hukuki sonuçlarını tapuya şerh tarihinde doğurduğunun, satış isteme sürelerinin de tapuya şerh tarihinden itibaren başladığının kabulü gerekir. TMK’nın 1010/2. maddesindeki, “Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.” hükmü uyarınca, taşınmazın tapu kaydı üzerine haciz uygulatan alacaklılar yönünden, taşınmazın tapu kaydı üzerindeki diğer haciz şerhleri bağlayıcı olacaktır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 15.04.2009 tarih ve 2715 E., 3131 K., 25.12.2008 tarih ve 7964 E., 12439 K., Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13.12.2013 tarih ve 7133 E., 8029 K. sayılı kararları da bu yöndedir. Aksinin kabulü halinde, sıra cetveli düzenlemekle görevli icra müdürlüklerince, 100. maddeye yarar bilgilerin sorulması yeterli olmayacak, tüm alacaklılara ait icra dosyalarının celbedilmesi ve her bir alacaklının dosyasında haciz taleplerinin kabul tarihlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerekecektir.

Buna göre İlk derece Mahkemesince, şikayet olunanın alacaklı olduğu Konya 13. İcra Müdürlüğünün 2015/7722 E. sayılı dosyasında, şikayet olunan tarafından borçluya ait taşınmazların tapu kaydına 09.11.2015 tarihinde haciz konulduğu, şikayet olunan tarafından İİK’nın 106/1. maddesindeki bir yıllık süre içerisinde satış talebinde bulunularak, satış avansının 07.11.2016 tarihinde yatırıldığı, buna göre haczinin ayakta olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, şikayet olunan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK’nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, şikayetin reddine, HMK’nın 326/1. maddesindeki, “Yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.” hükmü dikkate alınarak, şikayet olunan lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
I-Şikayetçi vekilinin istinaf başvurusunun kabilüne, HMK’nın 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca, Konya 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 26.04.2018 tarih ve 2018/75 E., 2018/334 K. sayılı KARARINI DÜZELTEREK, YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
“1-Şikayetin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 44,40 TL. karar ve ilam harcından, şikayetçi tarafından peşin olarak yatırılan 35,90 TL.’nin mahsubuyla, kalan 8,50 TL.’nin şikayetçiden alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 906,00 TL. vekalet ücretinin şikayetçiden alınarak, şikayet olunana verilmesine,
4-Şikayet olunan tarafından yapılan 98,10 TL. istinaf yoluna başvurma harcının şikayetçiden alınarak şikayet olunana verilmesine,
5-Şikayetçi tarafından yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,”
II-Şikayet olunan tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde ve varsa gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
III-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
18.12.2019 tarihinde, İİK’nın 364/2. maddesi yollamasıyla, HMK’nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde, Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 19.12.2019