21 Şubat 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

Taşınmazın haczi için icra müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli tapuya şerh zorunlu değil

12. Hukuk Dairesi         2019/10277 E.  ,  2020/4670 K.

taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için icra müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesi zorunlu değilse de, 3. kişilere karşı ileri sürülebilmesi için haczin tapu siciline işlenmesi gerekmektedir.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi



Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan adi kiraya ve hasılat kiralarına ait ilamsız takipte, şikayetçi üçüncü kişinin satın almış olduğu taşınmaz üzerindeki haczin takip esnasında düştüğünü ve borçlunun talebiyle 24.10.2017 tarihinde kaldırıldığını, aynı tarihte alacaklı tarafından yeniden haciz talep edilmesi üzerine icra müdürlüğünce haciz müzekkeresi yazıldığını, ancak satın aldığı 25.10.2017 tarihinde taşınmaz üzerinde haciz şerhi bulunmadığını, TMK.’nun 1023. maddesine göre tapuya güvenerek taşınmazı satın aldığını, haczin tapuya işlendiği 10.08.2018 tarihinde taşınmazın kendi adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek satın aldıktan sonra taşınmaz üzerine konan haczin kaldırılmasını talep ettiği, ilk derece mahkemesince; haciz kararının verildiği tarihe göre usulüne uygun şekilde taşınmaz üzerine haciz konduğu, ayrıca tapuya şerh verilmesinin haczin kurucu unsuru olmadığı, bildirici nitelik taşıdığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, davacı 3. kişinin kararı istinaf etmesi üzerine, bölge adliye mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere; haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken İİK’nun 106. maddesi hükmüne göre; “Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren nihayet bir sene içinde ve taşınmaz ise nihayet iki sene içinde satılmasını isteyebilir.” İİK’nun 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıpta bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar “ düzenlemesi yer almaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, yukarıda değinilen maddelerde yer alan satış isteme süreleri hak düşürücü nitelikte olup; mahkemece satış talebinin öngörülen süreler içinde yapılıp yapılmadığını re’sen gözetmelidir. Satış isteme sürelerinin geçmesine karşın tapu sicilinde şeklen varlığını sürdüren haciz İİK’nun emredici nitelikteki anılan maddelerine aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Öte yandan, taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için icra müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesi zorunlu değilse de, 3. kişilere karşı ileri sürülebilmesi için haczin tapu siciline işlenmesi gerekmektedir. Keza TMK’nun 1023. maddesinde “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur “şeklinde düzenleme yapılmış olmakla; tapu sicilinde yazılı olmayan şerhin şikayet eden iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyeceğinin kabulü gerekir.
Somut olayda, taşınmazın haczi için icra müdürlüğünce 24.10.2017 tarihli haciz müzekkeresi yazıldığı, bu arada taşınmazın şikayet eden üçüncü kişi tarafından 25.10.2017 tarihinde satın alındığı, akabinde tapu sicil müdürlüğü tarafından 10.08.2018 tarihinde tapuya haciz şerhinin verildiği görülmektedir. Bu durumda taşınmaz satın alındığında tapuda haciz şerhi bulunmadığı nedenle şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar vermek gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 29.04.2019 tarih ve 2019/321 E. – 2019/980 K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 04.01.2019 tarih ve 2018/662 E. – 2019/8 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.