4 Mart 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI NETİCESİNDE İİK.’NUN 106. VE 110. MADDESİ UYGULAMASI

Alacaklı vekilinin dilekçesi dosyamıza gelmekle okundu.

Dilekçe ve dosya incelendi ;
Alacaklı vekilinin “Yukarıda esası belirtilen dosyada borçlu adına kayıtlı ……………. bağımsız bölüm sayılı mesken nitelikli taşınmaz dilekçemiz ekinde bulunan ………… 1. Tüketici Mahkemesi 2020/45 Esas 2021/373 Karar sayılı ilamı ile müvekkilimiz Özlem Yılmaz adına tescil edilmiştir.
İşbu nedenle; bilgileri belirtilen gayrimenkul üzerine dosyanızdan konulan haciz İ.İ.K. 106 ve 110 maddeleri gereği düşmüş olduğundan, daha önce borçlu adına kayıtlı taşınmaz üzerinde konulan haczin ilgili yerlere müzekkere yazılarak fekkini talep ederiz. ” şeklinde talepte bulunduğu anlaşıldı.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ESAS NO : 2017/3845 KARAR NO : 2017/10243 Sayılı kararlarında “….Somut olayda, icra müdürlüğünce şikayete konu taşınmaz üzerine 29.05.2013 tarihinde haciz konulmuş olup, bu tarihte taşınmaz borçlu ………. adına tapuda kayıtlıdır. Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17.07.2014 tarih ve 2010/628 E., 2014/412 K. sayılı ilamıyla, tapuda, dava ve takip dışı ………….. İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş. ve ondan bağımsız bölüm satın alan kişiler üzerindeki tapuların iptaline ve şikayetçi adına tesciline karar verilmiş ve bu karar 31.10.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Hukuk Genel Kurulu’nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E., 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın, borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur. Taşınmaz haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olduğundan, icra müdürünün haciz işleminde usulsüzlük bulunmamaktadır. Daha sonra tapu iptali ve tescil kararına dayalı olarak taşınmazın maliki olan 3. kişinin, haczin kaldırılması için, Hukuk Genel Kurulu’nun 13.06.2001 tarih ve 2001/12-461 E. – 2001/516 K. sayılı kararında ve Dairemizin süreklilik arzeden içtihatlarında da belirtildiği üzere genel mahkemede mülkiyet hakkına dayalı olarak dava açması gerekir. Bu nedenle icra müdürlüğünün bu hususlara ilişkin haczin kaldırılması talebinin reddine yönelik gerekçesi yerinde ve yasaya uygun olup mahkemenin tapu iptali ve tescil kararı verildiğinden bahisle müdürlük kararının kaldırılması gerektiğine ilişkin tespit ve gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Ancak, şikayetçi üçüncü kişinin icra mahkemesine yaptığı başvurusunda İİK’nun 106 ve 110. maddeleri gereğince hacizlerin düştüğüne dair iddiasının da bulunduğu, bu hususta mahkemece İİK’nun 106 ve 110. maddeleri gereğince bir inceleme yapılmadığı anlaşılmakla; belirtilen bu yasa hükümlerine uygun olarak hacizlerin varlığını sürdürüp sürdürmediği, hacizlerin bu maddeler gereğince düşüp düşmediği hususunun incelenmesi gerekir.
O halde, mahkemece, İİK’nun 106. ve 110. maddeleri kapsamında inceleme ve değerlendirme yapılmak suretiyle şikayet tarihinden önce hacizlerin düşüp düşmediği araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi de doğru bulunmamıştır….” şeklinde karar verildiğinden,
Aşağıdaki şekli ile karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varıldı.
Karar :
Talebin kabulüne,
İİK.’nun 16. Maddesi gereği İcra Hukuk Mahkemesi Hakimliğine şikayet edilebileceğinin ihtarı ile karar verildi.