23 Temmuz 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

ALACAKLISI TARIM KREDİ KOOPERATİFİ İCRA TAKİBİNDE HARİCEN TAHSİLDE HARÇ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2019/576
KARAR NO : 2019/717

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAPANCA İCRA HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2019
NUMARASI : 2019/3 Esas 2019/6 Karar
DAVACI : ………. TARIM KREDİ KOOPERATİFİ ………..
VEKİLİ : Av. EMRE TÜRK
DAVALI : SAPANCA İCRA MÜDÜRLÜĞÜ – Sapanca Adliyesi İcra Müdürlüğü Sapanca/ SAKARYA
DAVANIN KONUSU : Şikayet (İcra Memur Muamelesi)
İSTİNAF TARİHİ : 07/03/2019
İCRA DOSYA NO : Sapanca İcra Müdürlüğü 2018/441 Esas
KARAR TARİHİ : 26/06/2019
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/06/2019
Yukarıdaki esas ve karar numarası ayrıntılı olarak belirtilen İlk Derece Mahkeme kararının incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya içeriğindeki tüm bilgi ve belgeler okunup, tetkik edilip heyetçe yapılan müzakerede, 6100  sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 355 maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı incelenerek  aynı kanunun 353 maddesi gereğince  duruşma yapılmaksızın yapılan inceleme sonunda gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sapanca İcra Müdürlüğünün 2018/441 esas sayılı dosyası ile borçlu hakkında icra takibi başlattıklarını, borcun müvekkili kooperatif tarafından tahsil harcı haricinde tahsil edildiğini, buna istinaden hacizlerin kaldırılması için icra müdürlüğünden talepte bulunduğunu, haciz fekki taleplerinin icra müdürlüğü tarafından dosyadan tahsil harcı alınması gerektiği gerekçesi ile reddedildiğini, bu kararın yasalara aykırı olduğunu, müvekkili kurumun 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu hükümlerine göre kurulduğunu, Merkez Birliği, Bölge Birliği ve Kooperatif düzeyinde hiyerarşik olarak teşkilatlanmış kooperatif niteliğinde olduğunu ve tüzel kişiliğe haiz bir kuruluş olduğunu, Tarım Kredi Kooperatiflerinin kanunla kurulduklarını, ana sözleşmelerinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylandığını, kamusal nitelikte hizmetler gördüğünü ve birtakım kamusal ayrıcalıklara sahip bir kurum olduğunu, 1581 sayılı kanunun 19/A maddesinde ortakların/borçluların kooperatifle yapacakları işlerden doğan her türlü işlemler, mahkeme ve icra dairelerindeki işler de dahil olmak üzere tüm harçlardan muaf olduğunu, kooperatifin kuruluş amacına ve kanun maddesinde de belirtildiği gibi kooperatif ortaklarına verilen kredi alacaklarına dair icra takiplerinde hem kooperatif üyeleri hem de kooperatifin tüm harçlardan muaf olduğunu, icra müdürlüğünün verdiği red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle 1581 sayılı kanunun 19. maddesi uyarınca kooperatif ve ortakların karşılıklı işlemlerde tüm harçlardan açıkça muaf tutulmasına rağmen Sapanca İcra Müdürlüğünün 04/01/2019 tarihli tahsil harcı alınması gerektiği gerekçesiyle haciz fekki taleplerinin reddi işleminin iptaline, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DOSYADA TOPLANAN DELİLLER:
Sapanca İcra Müdürlüğünün 2018/441 esas sayılı dosyası
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği 1581 sayılı yasanın 19. maddesi uyarınca kooperatif ve ortakların karşılıklı işlemlerinde tüm harçlardan açıkça muaf tutulması hususunun İİK’nın tahsil harcı kapsamında değerlendirilemeyeceği; 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince tahsil harcının icra dosyasında haricen tahsil edildiği durumlarda yatırılması gerektiği ve bu hususun muafiyet kapsamına girmediği; tarım kredi kooperatiflerinin 1581 sayılı yasanın 19. maddesi uyarınca muafiyetinin icra müdürlüğündeki davalı-borçludan tahsil edilen miktarın, haricen tahsil edildiğinde alınacak harcı kapsamadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği belirtilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve HUKUKİ SEBEPLER:
Öncelikle belirtilmelidir ki; harç, yapılan bir hizmet karşılığı olarak devletin aldığı paradır. Medeni Usul Hukukunda olduğu gibi, icra hukukunda da harç ve giderler sonuçta haksız çıkan tarafa yükletilir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 06/06/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 11. maddesinin (ç) bendi ile değişik 123. maddesinde ise: “Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.” hükmü amirdir.
Öte yandan harç alınmaması; kişiler yönünden ise, “muafiyetten”, işlemler yönünden ise “istisna” dan söz edilebilir. (04/05/1971 gün ve 1970/36 esas, 1970/50 karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı).
492 sayılı Harçlar Kanununun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
İcra ve İflas Kanununun 15. maddesi ise, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağını öngörmektedir.
Harçlar Kanununun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.
Değinilen bu kanun hükümlerine göre, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur (İcra ve İflas Kanunu, md.15). Bu harcın, Kanun (492 sayılı Harçlar Kanunu md.28/b) gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili olmayıp, borçlunun söz konusu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır. Yani alacaklı, gerçekte borçlunun sorumluluğu altında bulunan ve ancak yatırılan paradan kesilen tahsil harcını borçludan alma hakkına sahiptir. Zaten alacağın tamamı karşılanana kadar tahsilata devam edilir.
Bu düzenlemelere paralel olarak; Hukuk Genel Kurulunun 22/09/2004 tarih ve E:2004/12-491 K:2004/413 sayılı kararında da, paranın tahsili anında devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanununun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.
1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun 19 B) maddesi: “Bu kanuna göre kurulacak ve kurulmuş sayılan kooperatifler, bölge ve merkez birlikleri.
a) Kurumlar, gider, gayrimenkul kıymet artışı, intikal ve diğer vergilerden ve icra makamları, resmi daireler ve mahkemeler nezdinde yapacakları takip ve tahsillerle açacakları tazminat davaları ile ilgili her nevi talep, tebliğ ve kararlar her türlü masraf, vergi, resim ve harçlardan, muaftır.” düzenlemesini amir olup, tahsil harcının sorumlusu borçlu olduğundan, alacaklının sahip olduğu muafiyetten borçlunun yararlanması söz konusu olamaz. Zira yukarıda belirtildiği gibi muafiyet, kişiye özgüdür.
Yine 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun 19 A) maddesi: “Bu kanuna göre kurulacak ve kurulmuş sayılan kooperatiflere ortak olmak üzere başvuran üreticilerle, ortakların kooperatifleriyle yapacakları her türlü işlemler ve bunlarla ilgili kağıt, belge, senet, beyanname, taahhütname, vekaletname, makbuz, kooperatif lehine yapacakları ipotek ve rehinler her türlü resim, harç ve vergiden muaftır.” düzenlemesini amir olup anılan hüküm, hangi işlemlerin harçtan bağışık olduğunu belirtmekle istisna hükmü taşımaktadır. Somut olayda şikayetçinin, takibin dayanağının ortak ve kooperatifin işleminden kaynaklanmakta olmasıyla bu istisnadan yararlanabileceği iddiasına dayandığı anlaşılmakta olup icra takibi bu kapsamda değerlendirilemeyeceğinden tarafların icra takibinde alınacak tahsil harcı yönünden bu istisna hükmünden yararlanması da mümkün değildir.
Açıklanan gerekçelerle dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre; kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-Dosyanın İstinaf Mahkemesine gönderilmesi amacıyla yapılan posta masrafı ve tebligat giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,
4-İnceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-HMK’nın 27. maddesi gereğince tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı yasanın 27. maddesi ile HMK’nın 302. maddesine eklenen 5. fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,
Dair, İİK. 363/1, HMK 346 ve 352. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince alacağın miktarı itibariyle KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26/06/2019