4 Mart 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

İFLASTA PAYLAŞILAN PARA ÜZERİNDEN CEZA EVİ HARCI,

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi  8 . Hukuk Dairesi Dosya No: 2019/978 Karar No: 2019/2966 Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Esas No : 2019/14053 Karar No : 2020/6450

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. İCRA HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2018
NUMARASI : 2018/735 Esas, 2018/770 Karar
DAVACI : YAPI VE KREDİ BANKASI ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ :
DAVALI : HASIMSIZ
DAVA : ŞİKAYET
KARAR TARİHİ : 15/11/2019
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/11/2019
İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/735 Esas, 2018/770 Karar sayılı dosyasında verilen şikayetin reddi kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilen ve heyetçe incelenen dosyada;
İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. tarafından ipotekli taşınmazın maliki ve kredi borçlusu aleyhine İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2014/17361 Esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlandığını, icra takibine başlandıktan sonra İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1058 esas dosyasından 21/04/2017 tarihinde ipotekli taşınmazın maliki olan Adkar İnşaat … Ltd Şti.’nin iflasına karar verildiğini, verilen iflas kararından sonra rehin hakkı sahibi olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine devam edildiğini ve ipotekli taşınmazın satılarak paraya çevrildiğini, cebri icra yolu ile paraya çevrilen ipotekli taşınmazın maliki müflis olduğundan bu husus dikkate alınarak %11,38 yerine %4,55 oranında tahsil harcının alınması ve cezaevi yapı harcının ise hiç alınmaması gerekirken 22/11/2018 tarihinde bu hususlar dikkate alınmadan karar verildiğini beyanla, şikayetin kabulü ile 22/11/2018 tarihli memurluk kararının iptaline, fazladan alınan harç tutarlarının taraflarına iadesine karar verilmesini istemiştir.
YANIT: Davalıya usulüne uygun davetiye tebliğ edildiği, tebligata rağmen davaya cevap dilekçesi sunulmadığı ve davalı yanın duruşmaya katılmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, şikayetin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde ipotekli taşınmaz maliki şirket hakkında 21/04/2017 tarihinde İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1058 Esas sayılı kararı ile iflas kararı verildiğini, İİK 185. maddesindeki düzenleme gereğince müvekkili bankanın rehin hakkı sahibi olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe devam edebileceğini, yerel mahkemece şikayetlerinin takip tarihi itibarı ile ipotekli taşınmaz malikinin müflis olmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, red kararının yasal dayanağı olmadığını, müflise ait mallar iflas idaresi tarafından satılarak paraya çevrilebileceği gibi rehinli alacaklının bu malları kendi dosyasından satıp paraya çevirebileceğini, iflas kararı ile birlikte iflas masasına intikal eden müflise ait malların paraya çevrilmesi halinde takip tarihindeki durum dikkate alınmaksızın yasa gereği %4,55 oranında tahsil harcı alınıp müvekkili bankadan cezaevi harcı alınmayacağını, 2018 sayılı Harçlar Tarifesinin iflas harçları a bendi ile bunun açık olduğunu, harcı doğuran olay tek olduğundan ve bu da müflise ait taşınmaz satışı bulunduğundan iflas masasına dahil edilen malvarlığının satışı sonucunda satış bedeli için farklı tahsil harcı oranları belirlenerek ödeme yapılmasının yasal olmadığını beyanla, istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılmasını ve şikayetin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, İİK’nın 16. maddesi uyarınca icra memur işlemini şikayete ilişkindir.
İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2014/17361 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı Yapı Kredi Bankası A.Ş. tarafından borçlular müflis Adkar Demir Çelik Metal Ür. ve İnş. Mal. San. Tic. Ltd. Şti. ile Adkar İnşaat Malzemeleri Odun Kömür San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine toplam 1.300.000,00 TL alacağın tahsili talebi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapıldığı, ipotek konusu İzmir İli Gaziemir İlçesi Atıfbey Mah 149 Ada 10 parsel sayılı zemin kat 22 nolu işyerinin ihalesinin yapıldığı, taşınmazın 01/11/2018 tarihinde 1.264.000,00 TL bedel ile Dasif İnşaat Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’ne ihale edildiği, ihale bedelinden 22/11/2018 tarihli reddiyat makbuzu ile %11,38 oranı ile 142.181,61 TL tahsil harcı ile 24.987,98 TL cezaevi harcı kesintisi yapıldığı, taşınmazın tapuda Adkar İnşaat Malzemeleri Odun Kömür San. ve Tic. Ltd. Şti adına kayıtlı olduğu, ipotek veren şirket hakkında İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1058 Esas sayılı dosyasından 21/04/2017 tarihinde iflasına karar verildiği anlaşılmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28/b maddesine göre, tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilir.
İİK’nın 15. maddesinde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, bütün harç ve masrafların borçluya ait olduğu, bunların neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın borçludan tahsil olunacağı hükme bağlanmıştır. Aynı kanunun 32. maddesine göre, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf ödeyebilir ve ödenen bu para sonuçta ayrıca bir isteğe gerek olmaksızın hükümde nazara alınır.
Anılan kanun hükümleri dikkate alındığında, tahsil harcının sorumlusu daima borçludur. Bu harcın, 492 Sayılı Kanun gereği icra dairesince alacağın ödenmesi sırasında yatırılan paradan tahsil edilmesi, sorumlusunun borçlu olduğu yönündeki düzenleme bakımından sonuca etkili olmayıp, borçlunun söz konusu sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Borçlunun borcu, yatırılan paradan kesilerek ödenen tahsil harcı kadar devam edeceğinden, alacaklının kesilen harç miktarı kadar takibe devam hakkı vardır.
Bu düzenlemelere paralel olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22/09/2004 tarihli 2004/12-491 Esas, 2004/413 Karar sayılı kararında da, paranın tahsili anında Devletin harçla ilgili kaybını önlemek ve Harçlar Kanunu’nun 128. maddesindeki memur mesuliyetini azaltmak amacı ile ilerde borçludan alınmak üzere, tahsil harcının, ödeme yapıldığı sırada alacaklıdan alınacağı belirtilmiştir.
696 sayılı KHK’nın 24/12/2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiği, borçlunun sorumlu olduğu ancak uygulama ile alacaklı tarafından tahsil aşamasında ödenmesi gereken 492 Sayılı Yasanın 28/b maddesinde düzenlenen tahsil harcından bankanın muaf olduğu yönünde yasal bir düzenleme bulunmadığı, 492 Sayılı Yasanın 28/b maddesine göre tahsil harcının alacağın ödenmesi sırasında icranın yerine getirilmesiyle doğacağının yasal olarak düzenlendiği, dolayısıyla 696 Sayılı KHK’nın 11. maddesi ile 6219 Sayılı Kanuna eklenen geçici 5. maddesinde 492 Sayılı Kanunun tahsil harcına ilişkin 28. maddesi yer almadığından, davacı bankanın kredi alacağının tahsili amacıyla başlattığı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde harcın sorumlusu borçlu olduğundan tahsil harcından muaf olmadığı açık olmakla davacı alacaklı bankanın tahsil harcı oranına ilişkin yapılan şikayette harcın sorumlusu olmamakla birlikte satış bedelinden tahsil harcı kesintisi yapılması ve yapılan kesinti nedeni ile bu tutarda takibe devam zorunluluğu olduğundan hukuki yararı olduğu kanaatine varılmıştır.
Diğer taraftan 2548 Sayılı Cezaevleri İle Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar Ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunun 1.maddesinde ” İcra dairelerince miktar ve kıymeti muayyen olan ilamlı ve ilamsız alacaklardan tahsil olunan paranın %2’si ve kıymeti muayyen olmıyan ilamların icrasından tahsil harcının yarısı nisbetinde harç alınır. ” düzenlemesine yer verilmiş olup 2. fıkra hükmü gereğince bu harçlar borçluya yükletilemez. Yasal düzenleme gereği cezaevi harcına yönelik şikayette bu harcın sorumlusu alacaklı olduğundan davacının hukuki yararı bulunduğu açıktır.
492 Sayılı Harçlar Kanunu 1 sayılı Tarifenin icra ve iflas harçlarını düzenleyen B Bölümünün icra harçları başlığı altındaki 3/c maddesinde değeri belli olan icra takiplerinde tahsil harcının haczedilen veya rehinli malların satılıp paraya çevrilmesi suretiyle tahsil olunan paralardan yüzde 11,38 oranı ile alınacağı, yine aynı tarifenin iflas harçlarını düzenleyen II kısmında 2. bent ile iflasta paylaşılan para üzerinden yüzde 4,55 oranı ile alınacağı öngörülmüştür.
Somut durumda İİK 185. maddesi gereğince davacı alacaklı bankanın ipotek veren borçlu şirketin iflası üzerine iflas masasına müracaat ile alacağını iflas masasına yazdırmak suretiyle tahsil etme imkanı olduğu başlattığı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe devam ile alacağı tahsil etme imkanı da mevcuttur. Alacaklı yan yasal düzenlemeden kaynaklı hakkını ipotekli takibe devam edilmesi yönünde kullanmış ve icra müdürlüğünce ipotek konusu gayrimenkul paraya çevrilmiştir. Bu durumda Harçlar Kanununa bağlı tarifenin icra harçlarını düzenleyen 1 kısmı 1/c maddesi gereğince yüzde 11,38 oranı ile tahsil harcı alınmasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Diğer taraftan 2548 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmünce de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte ihale ile alacağın tahsili halinde cezaevi harcı alınması gerektiğinden mahkemece şikayetin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, HMK’nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/735 Esas, 2018/770 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-HMK’nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa geri verilmesine,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361/1 maddesi ve İİK’nın 364/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/11/2019