25 Haziran 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

Resmi kuruluşların yargı harcından bağışık tutulabilmesi için

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/13-749
KARAR NO : 2020/995

…Yargı harcı, devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısıdır (16.12.1983 tarihli ve 1983/5 E., 1983/6 K. İçtihadı Birleştirme Kararı). Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes bu harçları ödemekle yükümlüdür….”

  1. Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
  2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
  3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; 22.05.2013 havale tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan 21.12.2012 tarihli sözleşmeyle 14.000,00TL’ye 2004 model Citroen marka kamyonet satın aldığını, sözleşme sırasında müvekkilinin aracın sigorta bilgilerine ulaşma imkânının olmadığını, daha sonra bu aracı dava dışı Burak…. isimli kişiye 25.03.2013 tarihli trampa sözleşmesiyle devrettiğini, bu kişinin zorunlu sigorta işlemlerini yürütürken aracın pert olduğunu öğrendiğini ve sözleşmeden dönmek istediğini, bunun üzerine 17.04.2013 tarihinde yapılan satış sözleşmesiyle aracı dava dışı bu kişiden geri aldığını ve satış bedelini kredi çekerek ödemek zorunda kaldığını, durumun davalıya bildirildiğini, ayıbın kendisinden gizlenmesi nedeniyle sözleşmeden dönmek istendiğini ancak şifai taleplerinin karşılık bulmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 14.000,00TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı cevap dilekçesi sunmamış, 27.02.2014 tarihli celsede, kendisinin yalnızca kayıt maliki olduğunu, aracı davacıya…. Toprak isimli kişinin sattığını, bu kişinin tanık olarak dinlenmesi hâlinde davacının pert olduğunu bilerek aracı satın aldığının anlaşılacağını beyan etmiştir.
Mahkeme Kararı:
6. Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.06.2014 tarihli ve 2013/313 E., 2014/264 K. sayılı kararı ile; dinlenen davalı tanığının beyanları dikkate alındığında davacının aracın pert olduğunu bilerek satın aldığının ispatlandığı, bu nedenle satış bedelinin iadesinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Yerel Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince 10.12.2015 tarihli ve 2014/40966 E., 2015/36152 K. sayılı kararı ile; “…Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Borçlar Kanununun 194 ve devamı maddelerinde düzenlenen, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Mahkemece, davacının davaya konu aracın kaza kaydını bildiği halde aracı satın aldığından davacının uğramış olduğu zararları giderme yükümlülüğü bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın pert olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispatlayamamıştır. Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile bundan davacıya karşı sorumludur. Davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davacının sözleşmeden dönmesi haklı nedene dayanmaktadır.
Somut olayda, davacının 21.12.2012 tarihinde davalıdan satın aldığı aracın kaza sonucu pert olduğu, davacının davalıdan aracı bu hali ile satın aldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacının olayda kusurundan söz edilemez. Az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince davacı uğradığı zararı akidi olan davalıdan isteyebilir. Mahkemenin bu yönleri göz ardı ederek yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Mahkemece 31.03.2016 tarihli ve 2016/111 E., 2016/373 K. sayılı kararı ile; ilk karar gerekçeleri tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:

  1. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; satım sözleşmesine konu aracın hukuki ayıplı olduğu iddiasıyla açılan davada, dosya kapsamı itibariyle ayıbın satış anı itibariyle alıcı davacı tarafından bilindiğinin ispatlanıp ispatlanamadığı, burada varılacak sonuca göre mahkemece davalı tanığının beyanları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. ÖN SORUN
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davanın açılması sırasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 120 ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28 vd. maddeleri çerçevesinde alınması gereken harçlar tamamlanmaksızın yargılamaya devam edilmesinin mümkün ve yerinde olup olmadığı ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE

  1. Yargı harcı, devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısıdır (16.12.1983 tarihli ve 1983/5 E., 1983/6 K. İçtihadı Birleştirme Kararı). Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes bu harçları ödemekle yükümlüdür.
  2. Harcın kimden alınacağı konusu, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Mükellef” başlığını taşıyan 11. maddesinde düzenlenmiş ve genel olarak yargı harçlarının, davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerce ödeneceği hüküm altına alınmıştır.
  3. Davanın açılmasına esas teşkil eden harç, başvurma harcı ile peşin karar ve ilam harcıdır. HMK’nın 120. maddesi gereğince, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarın dava açılırken mahkeme veznesine yatırılması zorunludur. Bu harçların miktar ve nev’ini düzenleyen 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28. maddesi gereği (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden yargı harçlarının alınacağı; 30. madde hükmüne göre de, yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması hâlinde yalnız o celse için muhakemeye devam olunarak takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı açıktır.
  4. Eldeki davada dava dilekçesi “tüketici mahkemesi sıfatıyla” açıklamasıyla kaleme alınmış ve bu doğrultuda da hiç harç yatırılmamış ise de dava genel yetkili mahkeme olarak görülmüş ve karara bağlanmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilirken harç eksikliği fark edilerek başlangıçta alınması gereken harçlar da davacıya yüklenmiştir.
  5. Oysaki Harçlar Kanunu’nun dosyanın işlemden kaldırılmasına atıf yapan ve yukarıda bahsi geçen 30. maddesi hükmü gereğince mahkemece yapılması gereken; davacı tarafa genel hükümlere tabi alacak istemine konu dava değeri olan 14.000,00TL üzerinden hesaplanacak eksik peşin harcın ve başvuru harcının tamamlanması için bir sonraki celseye kadar süre verilmesi, bu sürede harç tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek işin esasına girilmesi, tamamlanmazsa HMK’nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, süresi içerisinde harç tamamlanarak dosya yenilenmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesidir.
  6. Bu durum göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan ön sorunun varlığı nedeniyle sair hususlar incelenmeksizin hükmün usule ilişkin bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince direnme kararının usul yönünden BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 02.12.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.