30 Kasım 2023

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

İCRA HARÇLARINDAN MUAFİYETTE GENEL KURAL

Hukuk Genel Kurulu         2013/2299 E.  ,  2015/1063 K.

Resmi kuruluşların yargı harcından bağışık tutulabilmesi için özel kanunlarında yargı harcından muaf olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir. Diğer harçlardan bağışık tutulma yargı harcını kapsamaz.
Bu nedenle, davacı idareden harç alınması gerekirken, harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir…)

  • KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE TESCİL
  • KAMULAŞTIRMADAN ARTA KALAN KISIMDA DEĞER KAYBI
  • TARIMSAL İŞLETME TEKNİĞİ
  • KARŞIK MEYVE BAHÇESİNİN KAMULAŞTIRILMASI
  • KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 10
  • KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 15
  • KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 25
  • KAMULAŞTIRMA KANUNU (2942) Madde 11

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki “kamulaştırma bedelinin tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Amasya 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 06.12.2011 gün ve 2011/386 E.-2011/635 K sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5.Hukuk Dairesi’nin 27.11.2012 gün ve 2012/11523 E.-2012/24003 sayılı ilamı ile;    
(…Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların Hazine adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kapama karışık meyve bahçesi niteliğindeki taşınmazların gelirine göre değer biçilmesi yöntem olarak doğrudur.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalı vekilinin temyizine gelince;
1)Kamulaştırma Kanununun 15/son maddesi uyarınca değerlendirmenin, idarece belgelerin mahkemeye verildiği gün olan dava tarihi 2011 yılı resmi verileri esas alınmak suretiyle yapılması gerekir.
Bu nedenle, taşınmazın değerinin belirlenmesinde esas alınan kiraz, elma ve şeftalinin dekara verim miktarı ve 2011 yılı toptan kilogram satış fiyatları ile üretim giderleri resmi kuruluşlardan getirtilip, bilirkişi kurulundan bu yönde ek rapor alınması gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2)Dava konusu taşınmazlardan 214 ada, 53 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan ve bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kısmının geometrik durumu ve yüzölçümü gözetilerek bu bölümün tamamının bedeline hükmedilmesi ve 108 parsel sayılı taşınmazın C harfi ile gösterilen bölümü ile 109 parsel sayılı taşınmazın A harfi ile gösterilen bölümünde % 50 oranında değer kaybı olacağının kabulü gerektiği gözetilmeden, az bedel tespiti,
3)4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10.maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında, aynı Yasanın 25/son maddesi uyarınca mülkiyet idareye tescille geçeceğinden, ağaçların değerinden enkaz bedelinin indirilmeyeceğinin düşünülmemesi,
4)Resmi kuruluşların yargı harcından bağışık tutulabilmesi için özel kanunlarında yargı harcından muaf olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir. Diğer harçlardan bağışık tutulma yargı harcını kapsamaz.
Bu nedenle, davacı idareden harç alınması gerekirken, harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir…)

gerekçesiyle hükmün bozulmasına, karar verilerek dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.    
 
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili    
 
HUKUK GENEL KURULU KARARI     
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:    
Dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili istemine ilişkindir.    
Davacı vekili; davalı adına kayıtlı A.. Merkez Ziyaret Köyü 214 ada 106 parsel numaralı toplam 403,69 m2 yüzölçümlü bağ vasfındaki taşınmazın 226,90 m2 lik kısmının, aynı yer 214 ada 108 parsel sayılı taşınmazın 880,08 m2’lik yözölçümlü bağ vasfındaki taşınmazın 524,82 m2’lik kısmının, yine aynı yer 214 ada 109 parsel sayılı taşınmazın 418,56 m2’lik yözölçümlü bağ vasfındaki taşınmazın 33,13 m2’lik kısmının 2942 sayılı Kanunun 10’uncu maddesi gereğince tesbit edilecek bu bedelin hak sahibi adına bankaya blokesi karşılığında, söz konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  
Davalı vekili; yapılan acele kamulaştırma nedeni ile yeterli değerlendirme yapılmadan gerçek verilere dayanmayan bilirkişi raporuna göre değer tespiti yapıldığını belirterek gerçek değer üzerinden kamulaştırma bedelinin tespitine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemenin; kamulaştırma bedeli olarak 41.678,64 TL tespit edilerek, davacı tarafa acele el koyma dosyasında bloke edilen bedel arasındaki fark bankaya depo ettirilerek yatırılan bu bedel üzerinden davanın kabulüne dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkemece, bozma ilamının 1,3 ve 4 numaralı bentlerinde gösterilen bozma nedenlerine uyulmasına karar verip, 2 numaralı bentte işaret edilen bozma nedeni için, taşınmazlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yaklaşık %40 kamulaştırılmış olsa bile, kalan alan itibariyle işletme imkanı kısıtlanmadığı, işletme bütünlüğü bozulmadığı, ayrı ayrı değerlendirildiğinde ise 109 parselden sadece 33,31 m2 lik bir alan kamulaştırılıp geriye 385,25 m kaldığı, kamulaştırılan alan toplan alanın %10 dahi olmadığı taşınmazın arta kalan kısmının yüz ölçümünü ve geometrik şeklini, mahalline keşif yapmak suretiyle bizatihi müşahede eden yerel mahkeme ve bilirkişi heyetinin tespitleri doğrultusunda geride kalan alan için değer azalışını gerektirecek bir durumun olmadığı gerekçesiyle önceki  kararda direnilmiştir.  
Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kamulaştırmadan arta kalan kısımda değer kaybı verilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11.maddesinin (f) bendi uyarınca arazilerin değerinin, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirin esas alınarak belirleneceği hükme bağlandıktan sonra; Kamulaştırma Kanunu’nun 12.maddesinde, taşınmaz malın kısmen kamulaştırılması halinde arta kalan kısımda hasıl olacak değişikliğin taşınmazın değerine etkisi düzenlenmiştir.  
Anılan 12.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde, kamulaştırılan taşınmazın bir bölümü kamulaştırma kapsamı dışında kalmış ise, arta kalan bölümde meydana gelmiş olan değer kaybının hesaplanarak, bulunacak miktarın kamulaştırma bedeline eklenmesi ilkesi getirilmiştir.  
Bu noktada, dava konusu taşınmaz yönünden arta kalan kısımda değer kaybı belirlenirken, değer kaybının kamulaştırmadan kaynaklandığı hususunun ve her bir taşınmazın ayrı ayrı kamulaştırmadan önceki ve sonraki durumlarının göz önünde tutulması ve kamulaştırmanın menfi etkisinin oranının açıklanması gerekir.  
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,
I- 214 ada 109 parsel yönünden yapılan incelemede;
Taşınmazın sadece 33,31 m2’lik kısmının kamulaştırılıp, geriye 385,25 m kaldığı ve kamulaştırılan alanın toplam alanın %10’un altında olduğu dikkate alındığında bu taşınmaz yönünden kamulaştırmadan arta kalan bölümlerinin geometrik durumu ve  yüzölçümü itibariyle uygulanan ziraat türü ve tarımsal işletme tekniğinin kamulaştırma nedeniyle değişmeyeceği ve değer kaybının bulunmadığı kabul edilmelidir.  
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmede bir kısım üyeler, karışık meyve bahçesi niteliğindeki taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümünün geometrik durumu ve  yüzölçümü gözönünde bulundurulduğunda kamulaştırma nedeniyle değer kaybı meydana geleceği bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini belirtmiş iseler de bu görüş 214 ada 109 parsel için Kurul çoğunluğu tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle benimsenmemiştir.
Bu nedenle, 214 ada 109 parsel yönünden taşınmazın arta kalan kısmı yönünden değer kaybı olmayacağı kabul edilerek verilen direnme kararı yerinde olup usul ve yasaya uygundur.  
Bu nedenle direnme kararının 214 ada 109 parsele ilişkin kısmı onanmalıdır.  
II-214 ada 106 parsel ve 214 ada 108 parsel yönünden yapılan incelemede;
214 ada 106 parsel numaralı toplam 403,69 m2 yüzölçümlü karışık meyve bahçesi vasfındaki taşınmaz ve 214 ada 108 parsel sayılı 880,08 m2’lik yözölçümlü karışık meyve bahçesi vasfındaki taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümlerinin geometrik durumu ve  yüzölçümü gözönünde bulundurulduğunda taşınmazların arta kalan kısmında kamulaştırma nedeniyle değer kaybı meydana geleceği açıktır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmede bir kısım üyeler, karışık meyve bahçesi niteliğindeki taşınmazların tamamı için kamulaştırmadan arta kalan bölümlerinin geometrik durumu ve  yüzölçümü itibariyle uygulanan ziraat türü ve tarımsal işletme tekniğinin kamulaştırma nedeniyle değişmeyeceği ve değer kaybının bulunmadığı bu nedenle yerel mahkeme kararının onanması gerektiğini belirtmiş iseler de, bu görüş sözkonusu parseller için Kurul çoğunluğu tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle benimsenmemiştir.
Bu nedenle, 214 ada 106 ve 108 parsel sayılı taşınmazlar yönünden taşınmazların kamulaştırmadan arta kalan kısımlarında değer kaybı verilmesi gereğine değinen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.  
S O N U Ç : 1-Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 214 ada 109 parsel numaralı taşınmaz yönünden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı ONANMASINA;
2-Yukarıda (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 214 ada 106 ve 108 parsel numaralı taşınmazlar yönünden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
25.03.2015 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğuyla karar verildi.