4 Mart 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

Satış bedelinin ödenmemesi nedeni ile diğer zararların tahsili

13. Hukuk Dairesi         2016/7077 E.  ,  2019/6530 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, … Tasfiye İşletme Şube Müdürlüğü tarafından 20/11/2008 tarihinde ihale yoluyla yapılan eşya/araç satışında 09/09/2008 tarih ve 24 tespit nolu eşyanın 10.000,00 TL bedelle davalı şirkete ihale edildiğini ancak ihale bedeli davalı şirket tarafından süresi içinde yatırılmadığından ihale konusu eşyanın yeniden satışa çıkarılarak 2.100,00 TL bedelle satıldığını, 3007 sayılı Gümrük Mevzuatına göre tasfiye edilecek eşya hakkında Döner Sermaye Kanunu ile Tasfiye Tüzğü’nün 19-C maddesinde; ’’Açık artırma veya kapalı teklif usulü ile yapılacak satışlarda, satış bedelinin satışın tamamlanmasını izleyen 7 gün içerisinde yatırılmasının zorunlu olduğu ve bu süre içerisinde yatırılmaması halinde satışın bozularak güvencenin gelir kaydedileceği, satışa konu eşyanın yeniden satışa çıkarılacak satılacağı, yeniden yapılan satışta eşyanın bulduğu bedelin ile bir önceki satıştan düşük olması halinde ise satış arasındaki fark ile ilk satışın tamamlanmasından yeni satışa kadar olan süreye ilişkin ardiye ücreti yatırılmamış olması halinde iptal edilen satışa ait alınması gereken diğer ücretler ile ilan bedelinin ilk alıcı ödemekle yükümlüdür.’’ hükmünün yer aldığını, tasfiye tüzüğünün belirtilen hükümleri gereğince önceki satış bedeli olan 10.000,00 TL ile yeni satış bedeli olan 2.100,00 TL arasındaki 7.900,00 TL fark ile bu farka ibabet eden 552,85 TL ardiye ücreti, 4,15 TL karar pulu ve 100,26 TL KDV ücreti olmak üzere toplam 8.557,26 TL alacağı tahsil etmek amacıyla davanın açıldığını, dava konusu alacağın ödenmesi için davalı şirkete 11.11.2009 tarihinde ve 28.07.2009 tarihinde ihtar yapıldığını ancak davalı şirketin borcu ödemeye yanaşmadığını, 11.01.2010 tarihinde ise şirket yetklisinin gelerek söz konusu borcu kabul ettiğini ve borcuna mahsuben 1.000,00 TL ödeme yaptığını beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asıl alacak olan 8.557,26 TL’den borçlunun ödediği 1.000,00 TL’nin öncelikle faize mahsubu ile, kalan alacağa olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17.10.2011 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talebini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.226,10 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacı kurumca yapılan ihale sonucu davalı şirkete 10.000,00 TL’ye ihale edilen eşyanın ihale bedelinin süresi içinde yatırılmaması nedeniyle eşyanın yeniden satışa çıkarılarak 2.100,00 TL bedele ihale edilmesi üzerine doğan zararların tazminine ilişkindir. Mahkemece ilk olarak dosyada alınan bilirkişi raporu ve davacının ıslahı üzerine davanın kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Dairemizin 07.10.2013 Tarih 2013/12709 Esas ve 2013/23981 Karar sayılı bozma ilamında; 20/11/2008 tarihinde davalıda kalan ilk ihalenin fesih tarihinden itibaren 2.ihalenin ne kadarlık bir sürede yapılabileceği saptanıp, bu tarihe göre muhtemel ihale bedeli belirlendikten sonra davacı idarenin zararının belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, bilirkişiden 01.12.2014 tarihli rapor alındığı, bilirkişi raporunda ikinci ihalenin ilk ihale tarihinden sonra ortalama 44 gün sonra yapılması gerekirken davacı tarafça 209 gün sonra yapıldığı gerekçesiyle davacının zararını davalı şirketten talep edemeyeceğinin beyan edildiği, davacı kurumun rapora sunduğu itirazında 2.ihalenin 26.02.2009 tarihinde yapıldığını ancak alıcı çıkmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Davacının itirazları üzerine alınan ek raporda; alıcı çıkmayan ikinci ihalenin makul süre içerisinde yapıldığı ancak bu kez de 2.100,00 TL bedelle eşyanın ihale edildiği 3.ihalenin gecikmeli olarak yapıldığı, bu sebeple davacının zararını isteyemeyeceği belirtilmiş ve mahkemece de raporlar hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulması halinde, bozma doğrultusunda taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğar, bu aşamadan sonra bozmanın gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Bu durumda mahkemece davacı kurumun 2.ihaleyi makul süre içerisinde yaptığı ancak alıcı çıkmaması sebebiyle yapılan 3.ihalenin makul süre geçtikten sonra yapılması sebebiyle davacının zararının artmasına neden olup olmadığı üzerinde durularak, meydana gelen zarardan davacının kendi kusuruyla zararın artmasına sebebiyet verdiği miktarda indirim yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bozma ilamına uyulmasına karar verilmekle birlikte bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmemesi ve yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.