21 Şubat 2024

icraguncesi.com

İcra Hukukuna dair HERŞEY….

Tasfiye halindeki şirkette Tebligat tasfiye memuruna yapılmalı

T.C. YARGITAY 8. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2015/19780 KARAR NO : 2018/12763

“…01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 539/ 3 maddesi hükmü gereği tasfiye halindeki şirketi, tasfiye ile ilgili konularda mahkemelerde ve dış ilişkide tasfiye memurları temsil eder. Tebligat Kanunu’nun 11 / 3 maddesi hükmü gereği de kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat, kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icap etmedikçe bu mümessillere yapılır.
Somut olayda; 26.03.2015 tarihinde açılan davada taraf olarak yer alan borçlu şirkete, dava dilekçesi ve gerekçeli karar takip dayanağı işçilik alacaklarına ilişkin ilamda yer alan vekili aracılığı ile tebliğ edilmiş ise de; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 09.06.2015 tarihli cevabi yazısında Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/228 Esas sayılı kararı ile borçlu şirkete tasfiye memuru olarak …. ’in atandığı, anılan bu hususun 09.03.2015 tarihinde resen tescil edildiği belirtilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere tasfiye halindeki şirketin temsilcisi tasfiye memuru olup, bu durumda Mahkemenin dava dilekçesini tasfiye memuruna tebliğ ettirerek taraf teşkilini sağlaması gerekirken, vekalet görevi sona eren davalı şirket vekiline yapılan tebligatla yetinmesi usul ve yasaya aykırıdı
r.…”

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3.kişi vekili ve vekalet ücreti yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı alacaklı vekili, 19.03.2015 tarihli haciz esnasında borçlu şirkete ait menkullerin haczedildiğini öne sürerek 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; borçlu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkinin ticari işletme devri niteliğinde bulunduğu, İİK.’nun 44. ve BK 179. maddelerinde öngörülen koşulların yerine getirildiğinin iddia ve ispat edilmediği,bu durumda, devrin alacaklının haklarını etkileyemeyeceği gibi devralan üçüncü kişinin de işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı 3. kişi vekili esas yönünden, davacı alacaklı vekili ise vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1-01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 539/ 3 maddesi hükmü gereği tasfiye halindeki şirketi, tasfiye ile ilgili konularda mahkemelerde ve dış ilişkide tasfiye memurları temsil eder. Tebligat Kanunu’nun 11 / 3 maddesi hükmü gereği de kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat, kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icap etmedikçe bu mümessillere yapılır.
Somut olayda; 26.03.2015 tarihinde açılan davada taraf olarak yer alan borçlu şirkete, dava dilekçesi ve gerekçeli karar takip dayanağı işçilik alacaklarına ilişkin ilamda yer alan vekili aracılığı ile tebliğ edilmiş ise de; Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 09.06.2015 tarihli cevabi yazısında Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/228 Esas sayılı kararı ile borçlu şirkete tasfiye memuru olarak ….’in atandığı, anılan bu hususun 09.03.2015 tarihinde resen tescil edildiği belirtilmiştir.Yukarıda açıklandığı üzere tasfiye halindeki şirketin temsilcisi tasfiye memuru olup, bu durumda Mahkemenin dava dilekçesini tasfiye memuruna tebliğ ettirerek taraf teşkilini sağlaması gerekirken, vekalet görevi sona eren davalı şirket vekiline yapılan tebligatla yetinmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş, davalı şirket tasfiye memuruna yöntemine uygun şekilde dava dilekçesini tebliğ ettirip taraf teşkilini sağladıktan sonra işin esası hakkında bir karar vermekten ibaret olup, taraf teşkili sağlanmadan verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Dosya arasında bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gelen 09.06.2015 tarihli cevabi yazıya bakıldığında; davalı 3. kişi BSK Antalya Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi’nin tasfiyesiz infisahının 31.03.2015 tarihinde tescil olduğu, sicil kaydının terkin olduğu, devir alan şirketin Kemer Medical Center Özel Sağlık Hizmetleri Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Davanın bir tarafını teşkil eden bir ticaret şirket başka bir şirket tarafından devralınırsa devir alınan şirket, devir ile tüzel kişiliği sona eren şirketin davadaki yerini alacaktır ve tüzel kişiliğin sona ermesinden sonra açılan davada veya icra takibinde devralan şirket davalı olarak gösterilmesi gerekecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun136/4 ve 153/1. maddeleri uyarınca, kanuni halef olan şirketin, tüzel kişiliği son bulan tüzel kişinin yerini alması ile yeni şirkete karşı davaya devam olunacaktır .
O halde, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ve kanun hükümleri ışığında, birleşme sebebiyle husumetin, devir alan Kemer Medical Center Özel Sağlık Hizmetleri Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi‘ne yöneltilerek davaya devamla davalının delilleri toplanıp bu şirket hakkında hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre davacı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının ve davalı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
Kabule göre de; istihkak davalarında, hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak şekilde karar ve ilam harcına hükmolunur.
Somut olayda; takibe konu alacak miktarı 30.288,70 TL olup, toplam alacak miktarı hacizli malların değerinden az olduğundan karar ve ilam harcının bu miktar üzerinden hesap edilmesi gerekirken 70.000,00 TL üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının ve davalı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL’nin davacıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine 16.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.